HEPİMİZ BU ÜLKENİN İNSANIYIZ
Hayatın bütün yükünü tek başımıza omuzlayamayız. Dertleri de, sevinçleri de paylaşmak zorundayız. Biz insanız, böyle yaratılmışız. Bireysel yaşam son yıllarda bize aşırı bir özgürlük hissi verdi biliyorum. Hayatın bütün kurallarına, karşı gelmek geçiyor içimizden. Ama oyunun, eğlencenin bile sınırı ve bir kuralı var.
86 milyon insanın hepsi de kendince farklı düşünceye sahip. Parmak izlerimizi farklı çizen güç, beyin kıvrımlarımızı da farklı yaratmış. O yüzden tıpa tıp aynı duyguları yaşayan iki insan yoktur. Her birimiz, istemesek de toplumun bir parçasıyız.
Hani diyorlar ya bazen, "Hepimiz aynı gemideyiz" ne yazık ki doğru. Batarsak da, bir gün karaya çıkarsak da yine hep birlikte olucaz. Bu yüzden ne yapıp edip bir “Ortak Nokta” oluşturmamız lazım!
Aslında hepimiz farkında bile olmadan bunu yapmaya çalışıyoruz. Bir spor kulübüne olan bağlılığımız, bir kuruma üye olmamız, bir STK'da çalışmamız, bir siyasi partiye gönül vermemiz, bir tarikata girmemiz, bir fan kulübe katılmamız, hemşeri derneği kurmamız hep ortak bir nokta arayışımızın doğal sonucu değil mi?
Ne yazık ki, bu şekilde birleşiyoruz sanırken aslında sürekli ayrışıyoruz. Eğitimimiz, inancımız, etnik kökenimiz, kültürel yapımız, felsefi düşüncemiz, ekonomik durumumuz, bakış açımız gibi birçok etken, bizi farkında olmadan değişik mecralara sürüklüyor. Bütün bunlar bizi son tahlilde tekvücut olmaktan alıkoymamalı...
86 milyonun ortak noktasını
bulmak ve yeri geldiğinde
dosta yardım eli,
düşmana yumruk olmaktan
geri kalmamalıyız.
Sahip olduğumuz çeşitli
aidiyet duygularını
bir tarafa bırakarak
akıl-mantık çerçevesinde
ülkemiz, milletimiz için
bir ortak noktada
buluşabilmeliyiz.
Burada hepimize
bir fedakârlık düşüyor.
Bizim fikrimiz olmasa da
ülkenin iyiliğine olacağı
için bir şey yapılıyorsa,
ona karşı çıkmayalım,
destek olalım ki, hızla
yol alabilelim.
Bunun için her birimizi
olduğu gibi kabullenmeyi,
birbirimizin düşünce ve
görüşlerine katılmak
yerine, saygı duymayı
öğrenmeliyiz.
Hepimiz öncelikle
akıl ve irade sahibi insanlarız, aynı zamanda
yaşadığımız bu ülkenin
vatandaşlarıyız.
Artık Türk, Kürt, Arap,
Laz, Çerkez, Müslüman, Alevi,
Laik, Çağdaş, Gerici,
Atatürkçü, Batı hayranı
gibi ayrışmanın üstünde,
bu ülkenin insanları olarak
bizi bir arada tutacak
geniş bir şemsiyeye
ihtiyacımız var.
İşte 86 milyon, bu duygu etrafında kenetlenip, olaylara sadece ülkemizin menfaati açısından bakmayı başarmalıyız. Çözüm odaklı her fikre kapımız, gönlümüz açık... Kızmadan, küfretmeden de derdimizi anlatabilir, kendimizi ifade edebiliriz.
Millet, aslında aynı ülküye, aynı inanca sahip, ortak bir tarihi paylaşan, ortak bir dili konuşan, vatan toprağı üzerinde yaşayan, sevinçte ve kederde kenetlenebilen insan topluluğudur. biz ülkemizde bu birlik duygusunu bir türlü oluşturamadık. "Türk Milleti" olmayı başaramadık.
Kimimiz inancını, kimimiz etnik yapısını, kimimiz geleneklerini bırakamadı. Kimimiz Batı'ya açılmayı, kimimiz muhafazakâr kalmayı, kimimiz özgür takılmayı, kimimiz kurallara bağlı kalmayı tercih etti. Ama sonuçta hepimiz, bu ülkede kurulu bir "devletin vatandaşı insanlar" olarak yaşadığımızı umuttuk.
Dünyada herhalde bizim kadar birbirinden ve devletinden kopuk yaşayan, dağınık düşüncelere sahip başka bir “millet” yoktur. Bunda dış güçlerin de iç güçlerin de etkisi olabilir. Ama bunu düzeltmek ve gerekeni yapmak görevi bize, hepimize düşüyor. Buradaki “Biz” zamirini, karşısındaki “onlar” diye bir gurubun karşıtı olarak değil, 86 milyonu içine alan bir çember gibi algılamalıyız. Yoksa karşımızda, “onlar” diye bir gurup olduğunu düşünürsek içinde bulunduğumuz döngüden çıkmamız asla mümkün olamaz.
Dînî, siyasî, felsefî, ekonomik,
kültürel ne kadar farklı düşünce varsa
içimizde tutalım, ama 86 milyonluk
bir ülkenin “ortak vatandaşı”
olduğumuzu, daha da önemlisi
hepimizin bir "insan” olduğumuz
gerçeğini asla unutmayalım.
86 milyon bu bilinçle hareket
ettiğimiz zaman, inanın her şey
o zaman daha güzel olacak,
hepimizin arzuladığı Türkiye’ye
daha kısa zamanda ulaşacağız.
Bugüne kadar bu çekişmeden olumlu bir sonuç alamadığımıza göre, sizce denemeye değmez mi?