ORTAK•NOKTA

HEPİMİZ BU ÜLKENİN İNSANIYIZ

Haberin Yorumu

Fon mağduru mu, o ne demek?

Yazar Fotoğrafı

Ahmet Yılmaz

2 Ekim 2026

Son günlerde “Fon Skandalı” ile tartışmalar ülke gündemini çok yakından meşgul ediyor. Herkesin kendine göre bir bakış açısı ve değişik yorumları var. “En doğrusu” diye bir kavrama ulaşmak oldukça zor. Ortada milyarlarla ifade edilen bir para trafiği var. Birilerinin cebinden başkalarının cebine girmiş. Kimileri bunun legal olduğunu, kimileri yanlış olduğunu, kimileri vatandaşı soymak için kumpas kurulduğunu, kimileri içeriden tiyo verildiğini, kimileri de aç gözlülüğün sonu olduğunu iddia ediyor. Hepsinin de doğruluk payı var.
Peki çözüm nasıl olacak derseniz, eminim herkesin de kendine göre birbirinden farklı ve hatta çok zıt beklentileri ve önerileri vardır. Bakalım hükûmetimiz bunların hangisini uygulayacak da vatandaşlar memnun kalacak göreceğiz. Her ne yapılırsa yapılsın, ne kadar dikkat edilirse edilsin, sonuçtan memnun olmayacak bir kesimin olacağı muhakkak. Herkesi memnun etmenin çaresi elbette yok. Elde edilen bütün paraları toplayıp herkesin ilk gün yatırdığı haliyle dağıtsanız, birçok kişi, o günden bugüne paranın değeri değiştiği için yine itiraz edecek. Burada sorunun aslı zaten bu. Çok para kazanma hırsı, hatta biraz yumuşatarak buna paranın değerinin korunması arzusu da diyebiliriz.
Aslında müslüman camianın burada çok büyük eksiği ve yanlışı var. Bilebildiğimiz kadar âyet ve hadislerde faizin haram olduğu konusunda şüphe yok. Bunu hocaların cami kürsülerinde söylemesinin de bir zararı yok. Ancak buradaki sorun şu: 1. Parası olmayan vatandaş ihtiyacını faizsiz nereden, nasıl temin edecek? 2. Parası olan vatandaş parasını nasıl değerlendirecek? Sadece faiz haram demekle ekonominin kuralları düzgün işlemiyor ve toplumu mutlu etmiyor. Paranın helal yönden yönetimini de vatandaşa anlatabilmek ve bu şekilde sorunun sorunsuz çözümlenebildiğini de vatandaşa gösterebilmek gerekir ki o zaman zaten faiz alıp vermeye de, fizin zararlı veya haram olduğunu söylemeye de gerek kalmaz.
Parayla para kazanmanın yasaklandığı müslüman ülkelerde sermayenin yatırımlara yönlendirilerek hem ülke kalkınmasına, hem de elde dilecek kârların dağıtımıyla, bu arada sadaka, zekât ve diğer mali yardımlarla toplumun ekonomik durumunun yükseltilmesine imkân tanınması gerekirken, sermaye şirketleri gayrimüslim ülkelerde gelişip küresel boyutlara ulaşmış ama bizde ne bu şekilde ticari işletmeler oluşabilmiş ne de bunun alternatifi olabilecek bir sistem geliştirilebilmiştir.
Geçmişte yaşanan bu tür benzer krizlerin hepsinde ortak konu, insanların daha kısa zamanda daha çok para kazanma hırsı olmuştur. Banker Kastelli vakasından beri, insanlarımız bir türlü normalin üstündeki kâr vaatlerinin anormal ve tehlikeli bir durum olduğunu nedense asla kavramak istemediler. Umduklarından fazla kâr elde ettiklerinde ne devleti ne milleti ne en yakın akrabalarını bile akla getirmeyenler, kaybettiklerinde devlet babadan yardım istemekte, isteklerine kavuşamayınca da devleti suçlayabilmektedirler.
Vatandaşların bir kısmı olaya helal-haram açısından bakmakta, bir kısmı dindar olduğu halde fona bulaşanlara harama el uzattıklarıiçin tepki göstererek dine saldırmaya bile cesaret edebilmektedir. Aslında kendileriyle ters düşen bu kişilere söylemek isterim ki, haram yemek dini açıdan yasaksa ve siz de bu yasağa inanıyorsanız, birilerinin de bu yasağa rağmen haram yediğini görüyorsanız, neden bu kişiyi müslüman olmanın ölçüsü kabul edip onun şahsında İslâm’ı yargılıyorsunuz?
Öte yandan inançlı gibi görünen ama para hırsından gözü dönmüş birkaç kişi yüzünden dine ve dindarlara saldırırken, bu kolay para kazanma yolunu gördüğü bildiği halde buraya para yatırmayan milyonları niye görmezden geliyorsunuz? İnançlarını elinden geldiği kadar temiz yaşamaya çalışan, haramdan uzak duran bu sessiz çoğunluk, size hiçbir şey ifade etmiyor mu?
Elbette helali haramı tanıdığını söyleyip Borsayı veya fonları bir tür ticaret kabul eden, zarara da kâra da ortağız diyerek yaptığı işe meşruiyet kazandırmak isteyenlere de bir çift sözümüz var: Haddinden fazla kazançları çok normal kabul eden bu kişiler, ibre tersine dönüp kayıp meydana gelince, kâra da zarara da ortak olduklarını niye unutuyorlar?
Aslında haramın insanlar ve toplum için ne kadar faydalı ve sınırlayıcı bir rolü olduğunu bu şekilde herkes kabul etmiş oluyor ama, yine de bu kuralı büyük bir çoğunluk benimsemiyor, daha fenası da o kuralı koyan ilâhî güce karşı çıkmayı da medeniyet zannediyor. İnsanların sorgulamadan yaptıkları buna benzer o kadar çok hataları var ki…
Bu tür olaylar sonunda “ben mağdurum” diyenlere üzülmekten çok acıyasım geliyor. Amacın kısa zamanda çok para kazanmak iken kendini çok akıllı zannediyordun. Herkesin bir ay boyunca zaman ve emek harcayarak kazandığı parayı sen oturduğun yerde bir günde kazanırken avucunu ovuşturuyordun. Kendi arzun, hırsın ve iradenle verdiğin bu kararın sonucu, şimdi böyle olunca mağdurum demeye utanmıyor musun?
Sonuç olarak elbette bir fon vurgununu normal karşılıyor, hile yapanların cezasız kalmalarını istiyor değilim. Ama her yerde insanımızın bu iki yüzlülüğünden de rahatsızım. Bütün mesele insanların dürüst olmamasından, işlerini yeterince düzgün yapmamasından ve bazıları kızacak ama haram-helal konusunu bilmemesinden ve anlamamasından kaynaklanıyor. Rahmetli Alev Alatlı’nın dediği gibi, unutmayalım, her yasal hak helal değildir.

Düşüncelerinizi Paylaşın ()

© 2026 ORTAK • NOKTA - Tüm Hakları Saklıdır. Toplum menfaati ve yapıcı gazetecilik ilkesiyle yayın yapmaktadır.